MÖ 1400 – MS 700
Ksanthos
Arñna · Awarna
Likya’nın başkenti ve en büyük kenti. Tarihinde iki kez, önce Harpagos’a sonra Brutus’a karşı, teslim olmak yerine toplu ölümü seçti. Harpy Anıtı, Nereid Anıtı ve Dikilitaş’ın üç dilli yazıtı buradan.
- Likya Birliği oyu
- 3
- Konum
- 36.3570° K, 29.3192° D
- Bugün
- Kınık · Kaş, Antalya
Yapılar ve anıtlar
Harpy Anıtı
Ruhu taşıyan kabartmalar · MÖ ~480–470
Tek parça kayadan yontulmuş yedi buçuk metrelik bir dikme ve tepesinde mermer mezar odası. Odanın dört yüzünü çeviren kabartmalarda kuş gövdeli, kadın başlı varlıklar küçük insan figürlerini kucaklarında taşır — anıt adını bunlardan alır. Bu varlıkların Harpya mı, Siren mi, yoksa Likya’ya özgü, adı bize ulaşmamış ruh taşıyıcıları mı olduğu hâlâ tartışılıyor. Kesin olan işlevleri: ölüyü öteye götürüyorlar.
Nereidler Anıtı
Tapınak biçiminde bir mezar · MÖ ~390–380
Likya’nın en gösterişli mezarı: yüksek bir podyum üstünde, İon tapınağı biçiminde bir yapı. Sütunların arasına yerleştirilen kadın heykelleri ıslak giysileriyle rüzgârda koşar gibi durur — deniz tanrısı Nereus’un kızları. Podyumun iki friz kuşağında kuşatmalar, av sahneleri ve şölenler anlatılır. Sahibi büyük olasılıkla Ksanthos hanedanından Arbinas. Halikarnassos Mausoleumu’nun öncüsü sayılır.
Yazıtlı Dikilitaş
Likçenin en uzun metni · MÖ ~400
Agoranın kenarındaki bu dört yüzlü dikme, Likya dilinin bize kalan en uzun metnini taşır: 250 satırdan fazla Likçe ve on iki satır Yunanca şiir. Bir hanedan üyesinin — büyük olasılıkla Kherei’nin — başarılarını sayar. Likçenin çözümündeki en önemli belgelerden biri, ama dil hâlâ tam olarak okunabilmiş değil. Aslında bu da bir sütun mezardı; tepesindeki oda çökmüş.
Likya Akropolü
Kentin en eski çekirdeği · MÖ 8. yy – MS 7. yy
Ksanthos ırmağına dik inen bu kayalık çıkıntı kentin ilk kurulduğu yer. Kenarını çeviren poligonal duvarlar — kesilmiş bloklar değil, birbirine geçen düzensiz çokgen taşlar — Likya’nın en erken anıtsal mimarisi. Üstünde avlulu büyük bir yapı var; kazıcılar buna “Likya sarayı” diyor. MÖ 546’da Harpagos kuşattığında Ksanthoslular kadınları, çocukları ve hazineyi burada toplayıp ateşe verdi.
Tiyatro
Akropolün eteğinde, agoraya bakan cavea · MS 2. yüzyıl (Helenistik temeller üzerine)
Likya akropolünün kuzey eteğine oturan Roma tiyatrosu. Cavea kuzeye, agoraya ve kentin ortasına bakar; oturma sıralarının bir bölümü doğrudan kayaya oyulmuştur. Sahne binası büyük ölçüde yıkılmış ama üç kapının söveleri hâlâ yerinde. Yanı başındaki Harpy Anıtı ve sütun lahdi, seyirci için sahnenin arka fonuydu.
Roma Agorası
Kentin meydanı · Roma dönemi
Tiyatronun kuzeyindeki dikdörtgen meydan; üç yanı revaklı, güney kenarında dükkân sırası. Ksanthos yazıtlarının büyük bölümü buradan çıktı — kent kararları, onur yazıtları, bağış kayıtları. Meydanın doğu ucunda Yazıtlı Dikilitaş yükselir: agora ile mezar aynı alanı paylaşır, Likya’da bu tuhaf değil.
Helenistik Kapı ve Vespasianus Takı
Kentin güney girişi · MÖ 2. yy ve MS 69–79
Kente güneyden, Letoon yönünden girenin geçtiği iki yapı yan yana durur. Önce iki kule arasındaki Helenistik kapı: üstündeki yazıtta Seleukos kralı III. Antiokhos kenti Leto, Apollon ve Artemis’e adar. Hemen arkasında MS 69–79 tarihli, imparator Vespasianus adına dikilmiş tek kemerli tak. İki yüz elli yıl arayla yapılmış iki kapı, aynı yolun üstünde.
Bizans Bazilikası
Mozaik döşemeli kilise · MS 5.–6. yüzyıl
Üç nefli, doğu ucunda yarım daire apsisli erken Bizans kilisesi. Asıl değeri döşemesinde: geometrik desenler, hayvan figürleri ve bitkisel bordürlerle kaplı geniş mozaik panolar. Ksanthos Bizans döneminde piskoposluk merkeziydi; kentin son parlak çağı bu kiliselerle geldi. Mozaikler bugün koruma örtüsü altında.
Büyük Kilise
Kentin ana bazilikası · MS 6. yüzyıl
Kentin doğu yarısındaki en büyük Bizans yapısı: geniş bir bazilika, batısında sütunlu avlu, yanında yuvarlak vaftizhane. Döşemesinde yine mozaik var. Ksanthos’un Hristiyanlık çağında da kalabalık bir kent olduğunun kanıtı — Likya kıyısı boşalırken burası bir süre daha ayakta kaldı.
Doğu Nekropolü
Dansçılar Lahdi ve kule mezarlar · MÖ 4. yy – MS 2. yy
Surların doğusundaki yamaç mezarlarla kaplı. En ünlüsü Dansçılar Lahdi: yüksek bir kaide üstünde, teknesinde el ele tutuşmuş dans eden figürlerin frizi bulunan büyük bir Likya lahdi. Çevresinde sütun mezarlar, kayaya oyulmuş ev ve tapınak tipi cepheler, devrilmiş lahitler. Antik kentlerde nekropol hep yol kenarındadır — gelen geçen adı okusun diye.
Kuzey Nekropolü
Payava ve Merehi anıtları · MÖ 4. yüzyıl
Kentin kuzeyindeki mezar alanı, Likya lahit sanatının iki başyapıtını taşıyordu. Payava Mezarı: yüksek kaide üstünde sivri kapaklı dev bir lahit; kabartmalarında sahibi bir Pers satrabının huzuruna çıkarken görülür ve Likçe yazıtı adını verir. Merehi Anıtı aynı tipin biraz küçüğü. İkisi de 1842’de sökülüp Londra’ya götürüldü.
Roma Akropolü
Kuzeydeki geniş düzlük · MÖ 4. yy – MS 7. yy
Kentin kuzey ucundaki yüksek düzlük. Likya akropolü savunma için sarp bir kayaydı; burası ise geniş ve yaşanabilir — Roma çağında kentin ağırlık merkezi buraya kaydı. Üstünde sur kalıntıları, konut dokusu, sarnıçlar ve bir Bizans bazilikası var. MÖ 42’de Brutus kuşattığında Ksanthoslular ikinci kez kendi kentlerini yaktı.
Kent içindeki mezarlar
Sokak aralarındaki ölüler · MÖ 4. yy – MS 2. yy
Ksanthos’ta mezarlar kentin dışına sürülmemiş; sütun mezarlar, kaya mezarları ve Roma tipi tonozlu mezarlar yapıların arasında duruyor. Bu Likya’ya özgü bir alışkanlık: atalar kentin bir parçası sayılırdı. Üç ayrı gelenek — Likya sütun mezarı, kayaya oyulmuş ev tipi cephe ve Roma tonozu — burada yan yana görülebilir.
Tarihte bu kent
Yalburt yazıtı
MÖ ~1500–1200 · MÖ ~1230
Hitit kralı IV. Tudhaliya, Lukka seferini bir su anıtına kazdırır. Yazıt bölgedeki yerleşimleri tek tek sayar — ve bu adlar bin yıl sonra hâlâ ayakta olacaktır. Likya kentlerinin sürekliliğini kanıtlayan en güçlü belge budur.
Karanlıktan çıkış
MÖ ~800–600 · MÖ 8. yy
Sessizlik dağıldığında yerleşimler savunulabilir tepelere geri döner. Ksanthos akropolündeki en eski tabakalar MÖ 8. yüzyıla iner; kent vadinin egemen gücü olur ve bu konumu bin yıl bırakmaz.
Ksanthos ovasında savaş
MÖ 546–540 · MÖ 545
Herodotos anlatır: Harpagos ovaya indiğinde Ksanthoslular sayıca kat kat az olmalarına aldırmadan karşısına çıkar. Büyük yararlıklar gösterirler; yenilip kentin içine sürülürler. İşte oradan sonrası, antik dünyanın unutmadığı bir hikâyedir.
Akropolde ateş
MÖ 546–540 · MÖ 545
Ksanthoslular kadınlarını, çocuklarını, kölelerini ve bütün mallarını akropole toplayıp yakarlar. Sonra birbirlerine ant içip dışarı çıkar, son adama kadar savaşarak ölürler. Kazılarda o günün kalın yanık tabakası hâlâ okunuyor.
Külün üstüne yeniden
MÖ 546–540 · MÖ ~540
Herodotos bir ayrıntı ekler: o gün kentte olmayan seksen aile sağ kalmıştı. Dışarıdan gelenlerle birleşip Ksanthos’u yeniden kurdular. Kent yanık tabakanın üstüne yükselir — ve iki yüzyıl içinde Likya’nın en görkemli anıtlarını dikecektir.
Kendi sikkesini basan beyler
MÖ ~5.–4. yy · MÖ ~485–360
Ksanthos’ta Kuprlli, ardından Kheriga ve Erbbina; kendi adlarına gümüş sikke bastırırlar. Sikkenin üstünde Likya’nın simgesi: üç bacaklı triskeles. Yazı Likçedir — bölge Pers’e bağlıdır ama parasında kendi dilini taşır.
Yunan tapınağında Likyalı bey
MÖ ~5.–4. yy · MÖ ~390–380
Ksanthos’ta Nereid Anıtı yükselir: bir Likya beyinin mezarı, ama biçimi İon tapınağı. Frizlerinde kuşatmalar, av sahneleri, Pers giysili soylular. Doğu ile Batı burada tek bir taşta buluşur; anıt bugün British Museum’un salonlarından birini doldurur.
Limyralı Perikle
MÖ ~5.–4. yy · MÖ ~380–360
Doğuda Limyralı Perikle güçlenir; Telmessos’u kuşatıp batıyı da kendine bağlar ve Satraplar İsyanı’na katılır. Kısa süren bu birleşme, Likya’nın kendi kendini yönetme denemesidir. İsyan bastırılınca bölge Karya satrabı Maussollos’un eline geçer.
Savaşsız teslim
MÖ 334–333 · MÖ 334/333
Arrianos yazar: Telmessos, Pinara, Ksanthos, Patara ve otuz kadar küçük yerleşim kapılarını savaşmadan açtı. Pers vergisinden bıkmış bir bölge için Makedon bir efendi, uzaktaki bir efendiden farksızdı. Likya bir kış içinde el değiştirir.
“Armağan mı, dost mu?”
MÖ 197–188 · MÖ 178
Likyalılar Roma’ya elçi yollar ve tek bir soru sorar: bize “hediye olarak” mı verildik, yoksa “dost olarak” mı emanet edildik? Polybios’un aktardığı bu ayrım, antik siyasetin en keskin cümlelerinden biridir. Senato bilerek muğlak yanıt verir.
Koinon Lykion kuruluyor
MÖ 168 · MÖ 168 sonrası
Özgürlük kentleri dağıtmaz, birleştirir: yirmi üç kent ortak bir meclis kurar. Adı Koinon Lykion — Likyalıların Birliği. Her kent kendi işini görür; savaş, para, dış ilişkiler ve yüksek mahkeme ortaktır.
Üç oy, iki oy, bir oy
MÖ 168 · MÖ 2. yy
Birliğin buluşu temsil ağırlığıdır: en büyük altı kentin üçer, orta boyların ikişer, küçüklerin birer oyu vardır. Masraf ve vergi de aynı orana göre bölünür. Ne büyükler küçükleri ezer, ne küçükler büyüklerin sırtından geçinir.
Ortak para, ortak ordu
MÖ 168 · MÖ 2.–1. yy
Birlik kendi gümüş sikkesini bastırır: bir yüzde Apollon’un başı, öbür yüzde lir ve ΛΥΚΙΩΝ yazısı — kenarında da parayı basan kentin baş harfleri. Tek para, tek ordu, otuz kentin kendi meydanı: federasyon fikri burada somutlaşır.
Yirmi üç kentin çağı
MÖ ~168–43 · MÖ 2.–1. yy
Bir yüzyıl boyunca Likya kendi kendini yönetir ve zenginleşir. Yirmi üç oy sahibi kent, çevrelerindeki onlarca kasabayla birlikte tek bir siyasi bedendir. Bölgenin nüfusu, yapıları ve ticareti tarihinin zirvesindedir.
Vadide kuşatma
MÖ 42 · MÖ 42
Brutus Ksanthos’tan para ve asker ister; kent reddeder. Ksanthoslular önce kendi varoşlarını yıkıp kalenin dışını boşaltır, ırmağa gerdikleri ağla kaçmayı deneyenleri kendileri engeller. Kuşatma günlerce sürer.
İkinci kez, aynı seçim
MÖ 42 · MÖ 42
Beş yüz yıl önce Harpagos’a karşı yaptıklarını tekrarlarlar: kent ateşe verilir. Appianos’a göre Brutus askerlerine kurtardıkları her Ksanthoslu için ödül vaat eder — buna rağmen elde kalan sağ sayısı yüz elliyi geçmez. Askerler ağladı, denir.
Patara ders alıyor
MÖ 42 · MÖ 42
Brutus Patara’ya yönelir. Ksanthos’ta ele geçirdiği kadınları fidyesiz salıverip kente yollar; onlar gördüklerini anlatır. Patara ertesi gün kapılarını açar, hazinesini teslim eder ve kurtulur. Likya’nın meclis kenti böylece ayakta kalır.
Küllerin ardından
MÖ 42 · MÖ 42–41
Philippi’de Brutus yenilip ölünce Antonius Likya’yı yeniden özgür ilan eder ve Ksanthos’un onarımı için yardım gönderir. Kent yeniden kurulur, ama eski ağırlığını bir daha kazanamaz. Birliğin merkezi artık kesin olarak Patara’dır.
Taştan yol haritası
MS 43 · MS 45
Patara’nın girişine dikilen anıt, yeni eyaletin bütün yollarını ve mesafelerini sıralar: altmıştan fazla güzergâh, mil mil yazılmış. Stadiasmus Patarensis, Roma dünyasından günümüze kalan en ayrıntılı yol belgesidir.
Birlik kâğıt üstünde yaşıyor
MS 43 · MS 1.–2. yy
Roma Birliği kapatmaz; onu eyalet meclisine dönüştürür. Likyarkh unvanı sürer ama artık imparator kültünün başrahibidir. Kentler hâlâ toplanır, hâlâ oy verir — yalnız kararların üstünde bir vali imzası vardır.
Yer sarsılıyor
MS 2.–4. yy · MS 141
Büyük deprem Likya’yı baştan sona vurur. Telmessos’tan Myra’ya kadar tiyatrolar, sütunlu caddeler, hamamlar yıkılır. Yazıtlar kentlerin “yerle bir olduğunu” söyler. Bölge tarihinin en büyük yeniden inşa seferberliği başlar.
Opramoas’ın serveti
MS 2.–4. yy · MS ~125–155
Rhodiapolisli Opramoas, deprem sonrası onlarca kente para yağdırır: tiyatro, hamam, tahıl deposu, çeyiz fonu. Anıt mezarının duvarlarındaki yazıt, hangi kente ne verdiğini tek tek sayar — antik dünyanın en uzun bağış kaydı.
Tanrılar susuyor
MS 2.–4. yy · MS 4. yy
Hristiyanlık yayıldıkça tapınaklar kapanır. Leto’nun bin yıllık kutsal alanı Letoon terk edilir, sunakların taşı bazilikalara taşınır. Likya’nın kendi tanrıları — Kakasbos, Sozon, kaya mezarlarının aslanları — sessizce siliniyor.
Likya Yolu üzerinde
Beş yüz kırk kilometre
Likya Yolu
Fethiye’nin üstündeki Ovacık’tan başlayıp Antalya’nın eşiğinde, Geyikbayırı’nda biten bir çizgi. Likya Yolu 1999’da işaretlendi — yani yolun kendisi genç. Ama bastığı zemin eski: keçi patikaları, Roma’dan kalma kısa taş döşemeler, kayaya oyulmuş basamaklar, sarnıçlar. Rota yirmi beş kadar antik kentin içinden ya da dibinden geçer. Değeri kendi yaşında değil, birbirine bağladığı şeylerde.
Ülkenin ocağı
Letoon – Ksanthos – Patara
Yirmi iki kilometrede Likya’nın kalbi geçilir. Letoon bir kent değil, bütün ülkenin kutsal alanıdır: üç tapınak, federal bayramlar, taşa kazınmış antlaşmalar. Yukarıda Ksanthos, teslim olmak yerine iki kez toplu ölümü seçen başkent. Sonra Patara: Birliğin meclisinin toplandığı yer ve Neron’un MS 64’te diktirdiği deniz feneri — ayakta bilinen en eski fener.
Yirmi sekiz kente bağış
Limyra – Rhodiapolis – Gagai
Rhodiapolis küçük bir kenttir ama Likya’nın en cömert adamını çıkardı: Opramoas. MS 141 depremi bölgeyi yıkınca kendi servetinden yirmi sekiz kente para gönderdi — tiyatro, hamam, sur, tahıl. Anıt mezarının duvarındaki yazıt bu bağışları tek tek sayar ve Anadolu’nun bilinen en uzun yazıtıdır. Yol oradan Gagai’ye, denize iner.
Likya Yolu’nun tamamı — 12 etap, 540 km
Mitolojide
Kurtlar yol gösterir
Leto
Susuz ve yorgun Leto’ya bir kurt sürüsü rastlar. Saldırmazlar; önüne düşüp onu Ksanthos ırmağının kıyısına götürürler. Leto suyu bulur, kurtlara şükranla toprağı adlandırır: Lykia — kurt ülkesi. Antik yazarların anlattığı bu köken hikâyesi, bölgenin adını Yunanca “lykos”a bağlar.
Letoon kuruluyor
Leto
Leto suyu bulduğu yerde ağırlanır ve orada kalır. Zamanla üç tapınak yükselir: ortada Leto, iki yanında Apollon ve Artemis. Kutsal alan bir tanrıçanın değil, bir ailenin evidir — ve Likyalılar için bir kentin değil, bütün ülkenin ocağıdır.
Natri
Apollon
Likçe yazıtlarda Apollon’un adı Natri’dir. Bu, tanrının ithal edilmediğini, yerli bir tanrıyla eşleştiğini gösterir. Aynı yazıtlarda Artemis Ertemi, fırtına tanrısı Trqqas diye geçer. Likyalılar Yunan tanrılarını almadı — kendi tanrılarını Yunanca adlarla da anmaya başladı.
Sikkedeki gök
Trqqas
Likya Birliği’nin gümüş sikkelerinde Apollon’un başı vardır — ama kentlerin kendi bastığı erken paralarda çoğu kez fırtına tanrısının simgeleri görülür: yıldırım demeti, boğa, kartal. Bir bölgenin gerçek tanrısını anlamak istiyorsanız tapınaklara değil, paraya bakın.
Ve bir oğul
Trqqas
Zeus’un Likya’yla en güçlü bağı bir yer değil, bir kişidir: Sarpedon. Homeros onu Zeus’un ölümlü oğlu ve Likyalıların kralı diye anar. Tanrı, oğlunu Troya’da ölümden kurtaramayacak — ve bu, İlyada’nın en insani sahnelerinden biri olacaktır.
Iobates’in çaresi
Bellerophon
Iobates de konuğunu doğrudan öldüremez. Bunun yerine ona kimsenin sağ dönemeyeceği bir görev verir: ülkenin dağlarını kasıp kavuran Khimaira’yı öldürmek. Ksanthos sarayından yola çıkan genç, aslında idam hükmünü yerine getirmeye gönderilmektedir.
Pegasos
Bellerophon
Kâhin Polyeidos ona akıl verir: canavarı yerden yenemezsin, gökten yenersin. Bellerophon Athena’nın — Likçe adıyla Maliya’nın — verdiği altın gemle kanatlı at Pegasos’u ehlileştirir. Artık Likya semasında bir atlı vardır.
Likya’nın damadı
Bellerophon
Sonunda Iobates gerçeği kabul eder: bu genç tanrıların koruduğu biridir. Mektubu ona gösterir, kızı Philonoe’yi verir ve krallığının yarısını bağışlar. Bellerophon Likya’nın kurucu atası olur — Sarpedon’un da Glaukos’un da soyu ona bağlanır. Tlos’taki mezarının cephesinde Pegasus’un üstünde uçarken görülür.
Ölümlü bir oğul
Sarpedon
Sarpedon, Zeus ile ölümlü Laodameia’nın oğludur ve Likya’nın kralıdır. Homeros onu Troya’ya gelen bütün müttefiklerin en soylusu diye tanıtır. Krallığın gerekçesini kendi ağzından duyarız: en iyi topraklar ve en dolu kadehler bizimse, en ön safta dövüşmek de bizim borcumuzdur.
Troya’ya
Sarpedon
Likyalılar Troya’ya en uzaktan gelen müttefiklerdir. Sarpedon ile amcaoğlu Glaukos ortak komuta eder; İlyada boyunca Likya birlikleri hep en zorlu yerlerde görünür. Bu, Likya’nın Yunan destanına giren ilk ve en güçlü kaydıdır.
Uyku ve Ölüm taşıyor
Sarpedon
Zeus son bir şey yapar: Apollon’a oğlunun bedenini savaş alanından çıkarmasını, yıkamasını ve ölümsüz giysilere sarmasını buyurur. Sonra ikiz kardeşler Hypnos ile Thanatos — Uyku ve Ölüm — Sarpedon’u kucaklarında Likya’ya taşır. Yurdunda gömülür ve orada kahraman olarak tapım görür.
Soyunu sayan adam
Glaukos
Glaukos, Bellerophon’un torunudur ve Sarpedon’la birlikte Likya ordusunu yönetir. İlyada’da soyunu baştan sona sayar; bu sayede Bellerophon efsanesinin en eski anlatımı bize kalmıştır. Likya tarihinin edebiyattaki ilk soy ağacı budur.
Sarpedon’un bedeni için
Glaukos
Sarpedon düşünce Glaukos yaralı koluyla Apollon’a yakarır ve iyileşip komutayı devralır; kralının bedeni için verilen çetin savaşı o yönetir. Kendisi de sonunda Troya önünde ölür. İki Likyalı komutanın da mezarı yurtlarındadır.
Harpy Anıtı
Harpyalar
Ksanthos’un ortasında, yedi buçuk metrelik tek bir taş sütunun üstünde duran mezar odası. Dört yüzünü çeviren kabartmalarda kuş gövdeli, kadın başlı varlıklar küçük insan figürlerini kucaklarında taşır. Anıt adını bu figürlerden alır.
Harpya mı, Siren mi?
Harpyalar
Taşıdıkları küçük figürler ölülerin ruhu; ama bu varlıkların kim olduğu tartışmalı. Harpyalar mı, Sirenler mi, yoksa Likya’ya özgü, adı bize ulaşmamış ruh taşıyıcıları mı? Kesin olan tek şey işlevleri: ölüyü bu dünyadan öteye götürüyorlar.
Neden yüksekte?
Harpyalar
Likya’nın sütun mezarları hep havadadır — anıt kaidesiz değil, kaidenin ta kendisi. Ölü yere gömülmez, yükseğe konur. Bunun bir nedeni ruhun kuşlarca alınacağı inancı olabilir. Kaya mezarlarının erişilmez yüksekliklerdeki cepheleri de aynı fikri sürdürür.
Nereid Anıtı
Nereidler
Ksanthos’un en görkemli mezarı, İon tapınağı biçiminde bir yapıdır. Sütunlarının arasına yerleştirilen kadın heykelleri, ıslak giysileri arkalarında rüzgârda uçuşurken denizin üstünde koşar gibi durur. Bunlar deniz tanrısı Nereus’un kızları — Nereidler.
Neden bir mezarda deniz perileri?
Nereidler
Nereidler denizcilerin koruyucusudur; ölüyü öteki kıyıya ulaştıran da onlar sayılırdı. Mezarın sahibi büyük olasılıkla Ksanthoslu hanedan Arbinas’tır. Likya, kendi ölü inancını Yunan biçimleriyle anlatmayı burada ustalıkla başarır.