MÖ 1400 – MS 1850
Tlos
Tlawa · Dalawa
Hitit metinlerindeki “Dalawa”. Likya’nın en uzun yaşamış kenti — akropolde 19. yüzyılda Kanlı Ali Ağa’nın konağı yükseldi. Bellerophon’un Pegasus’a bindiği kaya mezarı burada.
- Likya Birliği oyu
- 3
- Konum
- 36.5550° K, 29.4197° D
- Bugün
- Yakaköy · Seydikemer, Muğla
Yapılar ve anıtlar
Akropol ve Kanlı Ali Ağa Kalesi
Kentin çekirdeği · MÖ 2. binyıl – MS 19. yy
Ksanthos vadisine yaklaşık 150 metre yükselen sarp kayalık, Tlos’un dört bin yıllık çekirdeği. Tepede sırayla Likya surları, Bizans tahkimatı ve en üstte 19. yüzyılda bölgeyi elinde tutan yerel derebeyi Kanlı Ali Ağa’nın konak-kalesi yükseldi. Tlos’u Likya’nın en uzun yaşamış kenti yapan da bu kesintisiz kullanım.
Bellerophon Kaya Mezarı
Tlos’un imzası · MÖ 4. yüzyıl
Akropolün doğu yüzüne İon tapınağı cephesiyle oyulmuş mezar. Girişin sol duvarındaki kabartmada Bellerophon, kanatlı atı Pegasus’un üstünde Khimaira’ya saldırır — Likya’nın kurucu efsanesinin taşa işlenmiş hâli. İki sütunlu sundurmanın ardındaki oda hiç tamamlanmadı.
Nekropol ve kaya mezarları
Akropolün doğu kayalığı · MÖ 5. yy – MS 3. yy
Akropolün doğu yüzü onlarca mezarla petek gibi delik deşik. İki ana tip var: düz lentolu, ahşap ev mimarisini taşa çeviren “ev tipi” mezarlar ve alınlıklı “tapınak tipi” olanlar. Aralarına sivri kapaklı Likya lahitleri serpiştirilmiş. Birçok cephede Likçe yazıt, mezarı açana kesilecek para cezasını sıralar.
Tiyatro
Batıya, akropole bakan cavea · MS 2. yüzyıl (Helenistik temeller üzerine)
Kentin doğusunda, dereyle ayrılmış ayrı bir terasta duran, Likya’nın en iyi korunmuş tiyatrolarından biri. Otuz dört sıralık cavea bir diazoma ile iki kata ayrılır, radyal merdivenler oturma bloklarını dilimler. Sahne binası bir depremde çökmüş; orkestranın içine ve çevresine saçılan yüzlerce blok üzerinde tiyatro maskeleri, çelenkler ve figürlü frizler hâlâ okunuyor. Yazıtlar tamamlama masrafına Rodiapolisli hayırsever Opramoas’ın katkıda bulunduğunu söyler.
Stadyum alanı
Akropol ile agora arasındaki uzun düzlük · Roma dönemi
Akropolün doğu eteğinde, kuzeybatı–güneydoğu doğrultusunda uzanan uzun düzlük. Bir uzun kenarı boyunca oturma sıraları, arkasında sıra sıra tonozlu odalar dizilir. Yapının salt stadyum mu yoksa aynı zamanda kentin toplanma alanı mı olduğu tartışılır — büyük olasılıkla ikisi birden.
Agora ve dükkân yapıları
Kentin ticaret çekirdeği · Roma dönemi
Stadyumun güneyinde, teras boyunca uzanan meydan ve ona bakan dükkân sırası. Odalar sokağa açılan eşit genişlikte hücreler hâlinde dizilmiş; önlerinde sütunlu bir revak uzanıyordu. Kentin çarşısı da, resmî toplantı alanı da burasıydı.
Kent Bazilikası
Piskoposluk kilisesi · MS 5.–6. yüzyıl
Tlos Bizans döneminde piskoposluk merkeziydi. Üç nefli bazilika, doğu ucundaki yarım daire apsisiyle klasik erken Bizans planını izler. Nefleri ayıran sütunların bir bölümü kentin eski yapılarından devşirilmiş; taban döşemesinde mozaik izleri var.
Kronos Tapınağı
Kentin baş tanrısı · Roma dönemi
Tlos’un baş tanrısı Kronos’a adanmış tapınak. Kent sikkelerinde ve yazıtlarında Kronos sürekli karşımıza çıkar — Likya’da başka hiçbir kentte bu kadar öne çıkmaz. Podyum üzerinde yükselen, önü sütunlu küçük bir yapı.
Büyük Hamam — Yedi Kapı
Vadiye açılan yedi kemer · Roma, MS 2.–3. yüzyıl
Kentin güney ucunda, terasın kenarında duran büyük hamam. Yarım daire biçimli salonu Ksanthos vadisine yedi büyük kemerli açıklıkla bakar — adı buradan gelir. Sıcak salonun döşemesi altındaki hypocaust ayakları hâlâ yerinde. Likya’nın en çok fotoğraflanan yapısı.
Küçük Hamam ve Palaestra
Agoranın güneyinde · Roma dönemi
Büyük hamamdan daha eski ve küçük olan ikinci hamam; yanındaki sütunlu avlu (palaestra) beden eğitimi ve toplanma alanıydı. Antik kentlerde hamam–palaestra ikilisi neredeyse hep birlikte kurulur: önce spor, sonra yıkanma.
Geç Antik Çağ yerleşim alanı
Platoyu kaplayan konut dokusu · MS 4.–7. yüzyıl
Akropolün batısındaki geniş plato, geç antik çağda sık bir konut dokusuyla kaplandı. Küçük avlulu evler, sarnıçlar ve dar sokaklar birbirine geçer; duvarlarda eski yapılardan sökülmüş bloklar bolca kullanılmış. Tlos’un Roma’dan sonra da canlı bir kent olarak sürdüğünün en açık kanıtı.
Tarihte bu kent
Yalburt yazıtı
MÖ ~1500–1200 · MÖ ~1230
Hitit kralı IV. Tudhaliya, Lukka seferini bir su anıtına kazdırır. Yazıt bölgedeki yerleşimleri tek tek sayar — ve bu adlar bin yıl sonra hâlâ ayakta olacaktır. Likya kentlerinin sürekliliğini kanıtlayan en güçlü belge budur.
Bellerophon ve Khimaira
MÖ ~800–600
Bölgenin kurucu efsanesi burada geçer: Likya kralının ölüme yolladığı Bellerophon, Pegasus’un sırtından ağzı ateşli Khimaira’yı öldürür. Tlos onu kendi kahramanı sayar, mezar cephesine kazır. Canavarın ateşi Olympos’un üstündeki Yanartaş’ta hâlâ yanmaktadır.
Kendi sikkesini basan beyler
MÖ ~5.–4. yy · MÖ ~485–360
Ksanthos’ta Kuprlli, ardından Kheriga ve Erbbina; kendi adlarına gümüş sikke bastırırlar. Sikkenin üstünde Likya’nın simgesi: üç bacaklı triskeles. Yazı Likçedir — bölge Pers’e bağlıdır ama parasında kendi dilini taşır.
Koinon Lykion kuruluyor
MÖ 168 · MÖ 168 sonrası
Özgürlük kentleri dağıtmaz, birleştirir: yirmi üç kent ortak bir meclis kurar. Adı Koinon Lykion — Likyalıların Birliği. Her kent kendi işini görür; savaş, para, dış ilişkiler ve yüksek mahkeme ortaktır.
Üç oy, iki oy, bir oy
MÖ 168 · MÖ 2. yy
Birliğin buluşu temsil ağırlığıdır: en büyük altı kentin üçer, orta boyların ikişer, küçüklerin birer oyu vardır. Masraf ve vergi de aynı orana göre bölünür. Ne büyükler küçükleri ezer, ne küçükler büyüklerin sırtından geçinir.
Ortak para, ortak ordu
MÖ 168 · MÖ 2.–1. yy
Birlik kendi gümüş sikkesini bastırır: bir yüzde Apollon’un başı, öbür yüzde lir ve ΛΥΚΙΩΝ yazısı — kenarında da parayı basan kentin baş harfleri. Tek para, tek ordu, otuz kentin kendi meydanı: federasyon fikri burada somutlaşır.
Yirmi üç kentin çağı
MÖ ~168–43 · MÖ 2.–1. yy
Bir yüzyıl boyunca Likya kendi kendini yönetir ve zenginleşir. Yirmi üç oy sahibi kent, çevrelerindeki onlarca kasabayla birlikte tek bir siyasi bedendir. Bölgenin nüfusu, yapıları ve ticareti tarihinin zirvesindedir.
Taştan yol haritası
MS 43 · MS 45
Patara’nın girişine dikilen anıt, yeni eyaletin bütün yollarını ve mesafelerini sıralar: altmıştan fazla güzergâh, mil mil yazılmış. Stadiasmus Patarensis, Roma dünyasından günümüze kalan en ayrıntılı yol belgesidir.
Birlik kâğıt üstünde yaşıyor
MS 43 · MS 1.–2. yy
Roma Birliği kapatmaz; onu eyalet meclisine dönüştürür. Likyarkh unvanı sürer ama artık imparator kültünün başrahibidir. Kentler hâlâ toplanır, hâlâ oy verir — yalnız kararların üstünde bir vali imzası vardır.
Yer sarsılıyor
MS 2.–4. yy · MS 141
Büyük deprem Likya’yı baştan sona vurur. Telmessos’tan Myra’ya kadar tiyatrolar, sütunlu caddeler, hamamlar yıkılır. Yazıtlar kentlerin “yerle bir olduğunu” söyler. Bölge tarihinin en büyük yeniden inşa seferberliği başlar.
Opramoas’ın serveti
MS 2.–4. yy · MS ~125–155
Rhodiapolisli Opramoas, deprem sonrası onlarca kente para yağdırır: tiyatro, hamam, tahıl deposu, çeyiz fonu. Anıt mezarının duvarlarındaki yazıt, hangi kente ne verdiğini tek tek sayar — antik dünyanın en uzun bağış kaydı.
Mermerin yüzyılı
MS 2.–4. yy · MS 2. yy
Kentler yıkıldıklarından daha görkemli kalkar: Patara’da Hadrianus’un granariumu, Myra’da on beş bin kişilik tiyatro, Arykanda’da üst üste beş taraça, Tlos’ta hamam ve stadyum. Bugün gezilen kalıntıların çoğu bu yüzyılın eseridir.
Adlar kalıyor
MS ~395–1300 · MS 13.–14. yy
Türkmen beylikleri bölgeye yerleşir; Teke Beyliği kıyıyı alır. Antik kentler tek tek boşalır, taşları köy evlerine karışır. Ama adlar direnir: Telmessos Fethiye olur, Antiphellos Kaş, Myra Demre, Tlos’un akropolüne bir ağa konağı kurulur — ve harita bugün de okunmayı bekler.
Mitolojide
Kurtlar yol gösterir
Leto
Susuz ve yorgun Leto’ya bir kurt sürüsü rastlar. Saldırmazlar; önüne düşüp onu Ksanthos ırmağının kıyısına götürürler. Leto suyu bulur, kurtlara şükranla toprağı adlandırır: Lykia — kurt ülkesi. Antik yazarların anlattığı bu köken hikâyesi, bölgenin adını Yunanca “lykos”a bağlar.
Letoon kuruluyor
Leto
Leto suyu bulduğu yerde ağırlanır ve orada kalır. Zamanla üç tapınak yükselir: ortada Leto, iki yanında Apollon ve Artemis. Kutsal alan bir tanrıçanın değil, bir ailenin evidir — ve Likyalılar için bir kentin değil, bütün ülkenin ocağıdır.
Sikkedeki gök
Trqqas
Likya Birliği’nin gümüş sikkelerinde Apollon’un başı vardır — ama kentlerin kendi bastığı erken paralarda çoğu kez fırtına tanrısının simgeleri görülür: yıldırım demeti, boğa, kartal. Bir bölgenin gerçek tanrısını anlamak istiyorsanız tapınaklara değil, paraya bakın.
Likya’nın damadı
Bellerophon
Sonunda Iobates gerçeği kabul eder: bu genç tanrıların koruduğu biridir. Mektubu ona gösterir, kızı Philonoe’yi verir ve krallığının yarısını bağışlar. Bellerophon Likya’nın kurucu atası olur — Sarpedon’un da Glaukos’un da soyu ona bağlanır. Tlos’taki mezarının cephesinde Pegasus’un üstünde uçarken görülür.
Ölümlü bir oğul
Sarpedon
Sarpedon, Zeus ile ölümlü Laodameia’nın oğludur ve Likya’nın kralıdır. Homeros onu Troya’ya gelen bütün müttefiklerin en soylusu diye tanıtır. Krallığın gerekçesini kendi ağzından duyarız: en iyi topraklar ve en dolu kadehler bizimse, en ön safta dövüşmek de bizim borcumuzdur.
Soyunu sayan adam
Glaukos
Glaukos, Bellerophon’un torunudur ve Sarpedon’la birlikte Likya ordusunu yönetir. İlyada’da soyunu baştan sona sayar; bu sayede Bellerophon efsanesinin en eski anlatımı bize kalmıştır. Likya tarihinin edebiyattaki ilk soy ağacı budur.
“Daima en iyi olmak”
Glaukos
Glaukos babasının öğüdünü aktarır: aien aristeuein kai hypeirokhon emmenai allon — daima en iyi olmak ve başkalarından üstün durmak. Bu dize antik dünyanın en çok alıntılanan sözlerinden biri oldu; bugün hâlâ üniversite armalarında yazılıdır. Ve bir Likyalının ağzından çıkmıştır.
Sarpedon’un bedeni için
Glaukos
Sarpedon düşünce Glaukos yaralı koluyla Apollon’a yakarır ve iyileşip komutayı devralır; kralının bedeni için verilen çetin savaşı o yönetir. Kendisi de sonunda Troya önünde ölür. İki Likyalı komutanın da mezarı yurtlarındadır.
Neden yüksekte?
Harpyalar
Likya’nın sütun mezarları hep havadadır — anıt kaidesiz değil, kaidenin ta kendisi. Ölü yere gömülmez, yükseğe konur. Bunun bir nedeni ruhun kuşlarca alınacağı inancı olabilir. Kaya mezarlarının erişilmez yüksekliklerdeki cepheleri de aynı fikri sürdürür.